Menü
Ana sayfa
Bahis Forum
Forumlar
Yeni mesajlar
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Kullanıcılar
Şu anki ziyaretçiler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Yeni mesajlar
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Bonushood - Bahis Forum - İLETİŞİM
TEAMS :
Bonushood@hotmail.com
TELEGRAM :
@robinamca3
Ana sayfa
Forumlar
KUPON PAYLAŞIM ALANI
Rolling Hood
🍀 AFRİKANIN DEĞİŞİK LİGLERİ 🍀
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Konuya cevap cer
Mesaj
<p>[QUOTE="Giyotin, post: 19560859, member: 7066"]</p><p>Hayatla Ölüm Arasında Yazılmış Uzun Bir Roman </p><p></p><p>Siz hiç ölümle burun buruna geldiniz mi?</p><p>Ben geldim.</p><p>Bir sabah İstanbul’da, sisin Boğaz’a çöktüğü bir vakitte;</p><p>bir akşam Diyarbakır’da, taş duvarlara çarpan bir çığlıkta;</p><p>bir gece Eskişehir'de, Porsuk kıyısında yalnızlığın ağırlaştığı anda.</p><p></p><p>Ölüm bazen barut kokar,</p><p>bazen eski bir fotoğraf kadar sessizdir.</p><p>İnsan, kendini en çok</p><p>kalabalıkların ortasında kaybeder.</p><p>Masumiyet, yanlış anlaşılmış bir cümle gibi</p><p>yarım kalır çoğu zaman</p><p>ve insan, kendi yıkılışını</p><p>seyirci koltuğundan izler.</p><p></p><p>Şehirler tanır beni,</p><p>ben şehirleri tanıdığımı sanırım.</p><p>İstanbul’un arka sokakları,</p><p>Ankara’nın soğuk koridorları,</p><p>Kudüs'ün gri sabahları,</p><p>İzmir'in yarım kalmış cümleleri…</p><p>Hepsi kaderimin</p><p>sessizce yazılmış satırlarıydı.</p><p></p><p>Her gün gördüğüm insanlar,</p><p>bir romanın yan karakterleri gibi</p><p>girip çıkıyordu hayatımdan.</p><p>Bazıları yaraydı,</p><p>bazıları merhem.</p><p>En yakınımda olanlar bile</p><p>bazen en uzak ihtimale dönüşüyordu.</p><p></p><p>Asıl oyun,</p><p>hayatla ölüm arasındaydı.</p><p>Bir senaryo gibi ilerliyordu her şey;</p><p>roller dağıtılmış,</p><p>sonu belirsiz.</p><p>Sanıyorduk ki kurbanlar sınanıyor,</p><p>oysa her seferinde</p><p>insanlığın kendisi</p><p>sorguya çekiliyordu.</p><p></p><p>İnsan, en kadim soruyu</p><p>kendine sorar durur:</p><p>Yaşamak mı cesarettir,</p><p>yoksa ölümü göze almak mı?</p><p>Bu sorunun cevabı</p><p>ne kitaplarda</p><p>ne meydanlarda yazılıdır.</p><p>Cevap,</p><p>gecenin en sessiz yerinde</p><p>insanın kendi içindedir.</p><p></p><p>Burası dünya.</p><p>Huzur, sözlüklerde kalmış bir kelimedir.</p><p>Güven, nadir bulunan bir hatıra.</p><p>Keskinlik ise çoğu zaman</p><p>yanlış yerden vurur.</p><p>Kimi evine abajurlar alır,</p><p>karanlığı evcilleştirdiğini sanır.</p><p>Kimi en lüks mekânlarda</p><p>mutlu olduğunu zanneder.</p><p>Kimi ayı ve yıldızları unutup</p><p>sokak lambalarını sever,</p><p>çünkü alışmak</p><p>umut etmekten daha kolaydır.</p><p></p><p>Bazıları insanlığın kaderini</p><p>değiştirecek bir umut arar.</p><p>Bazıları yalnızca</p><p>kendi akşamını kurtarmaya çalışır.</p><p>Kimi sokaklarda devrim konuşur,</p><p>kimi mutfakta sessizce ağlar.</p><p>Ve tarih,</p><p>hepsini aynı cümlede anar.</p><p></p><p>Ben yürümeye devam ettim.</p><p>Bazen Ahmed Arif gibi</p><p>toprağa yaslandım,</p><p>bazen bir çocuk gibi</p><p>kendi içimde kırıldım.</p><p>Zaman zaman Yahya Kemal’in</p><p>sessizliğinde durdum,</p><p>zaman zaman Orhan Veli gibi</p><p>bir simit alıp hayatı hafife aldım.</p><p>Atilla İlhan’ın sisli kentlerinde</p><p>isyan ettim,</p><p>Tevfik Fikret’in öfkesiyle</p><p>insanlığa hesap sordum,</p><p>Sabahattin Ali gibi</p><p>yol kenarında yalnız kaldım.</p><p></p><p>Hayatla ölüm arasında</p><p>uzun bir yol var.</p><p>Bu yol,</p><p>ne tamamen karanlık</p><p>ne de tamamen aydınlık.</p><p>İnsan, bu yolu yürürken</p><p>kendini öğrenir.</p><p>Ve belki de</p><p>en büyük cesaret</p><p>yaşadığını kabul etmektir.</p><p></p><p>Ben hâlâ buradayım.</p><p>Bir şehirden ötekine,</p><p>bir insandan diğerine geçerek.</p><p>Ölümü tanıyarak,</p><p>hayata direnerek.</p><p>Bu bir şiir değil artık;</p><p>bu,</p><p>hayatla ölüm arasında yazılmış</p><p>uzun bir roman.</p><p>[/QUOTE]</p>
[QUOTE="Giyotin, post: 19560859, member: 7066"] Hayatla Ölüm Arasında Yazılmış Uzun Bir Roman Siz hiç ölümle burun buruna geldiniz mi? Ben geldim. Bir sabah İstanbul’da, sisin Boğaz’a çöktüğü bir vakitte; bir akşam Diyarbakır’da, taş duvarlara çarpan bir çığlıkta; bir gece Eskişehir'de, Porsuk kıyısında yalnızlığın ağırlaştığı anda. Ölüm bazen barut kokar, bazen eski bir fotoğraf kadar sessizdir. İnsan, kendini en çok kalabalıkların ortasında kaybeder. Masumiyet, yanlış anlaşılmış bir cümle gibi yarım kalır çoğu zaman ve insan, kendi yıkılışını seyirci koltuğundan izler. Şehirler tanır beni, ben şehirleri tanıdığımı sanırım. İstanbul’un arka sokakları, Ankara’nın soğuk koridorları, Kudüs'ün gri sabahları, İzmir'in yarım kalmış cümleleri… Hepsi kaderimin sessizce yazılmış satırlarıydı. Her gün gördüğüm insanlar, bir romanın yan karakterleri gibi girip çıkıyordu hayatımdan. Bazıları yaraydı, bazıları merhem. En yakınımda olanlar bile bazen en uzak ihtimale dönüşüyordu. Asıl oyun, hayatla ölüm arasındaydı. Bir senaryo gibi ilerliyordu her şey; roller dağıtılmış, sonu belirsiz. Sanıyorduk ki kurbanlar sınanıyor, oysa her seferinde insanlığın kendisi sorguya çekiliyordu. İnsan, en kadim soruyu kendine sorar durur: Yaşamak mı cesarettir, yoksa ölümü göze almak mı? Bu sorunun cevabı ne kitaplarda ne meydanlarda yazılıdır. Cevap, gecenin en sessiz yerinde insanın kendi içindedir. Burası dünya. Huzur, sözlüklerde kalmış bir kelimedir. Güven, nadir bulunan bir hatıra. Keskinlik ise çoğu zaman yanlış yerden vurur. Kimi evine abajurlar alır, karanlığı evcilleştirdiğini sanır. Kimi en lüks mekânlarda mutlu olduğunu zanneder. Kimi ayı ve yıldızları unutup sokak lambalarını sever, çünkü alışmak umut etmekten daha kolaydır. Bazıları insanlığın kaderini değiştirecek bir umut arar. Bazıları yalnızca kendi akşamını kurtarmaya çalışır. Kimi sokaklarda devrim konuşur, kimi mutfakta sessizce ağlar. Ve tarih, hepsini aynı cümlede anar. Ben yürümeye devam ettim. Bazen Ahmed Arif gibi toprağa yaslandım, bazen bir çocuk gibi kendi içimde kırıldım. Zaman zaman Yahya Kemal’in sessizliğinde durdum, zaman zaman Orhan Veli gibi bir simit alıp hayatı hafife aldım. Atilla İlhan’ın sisli kentlerinde isyan ettim, Tevfik Fikret’in öfkesiyle insanlığa hesap sordum, Sabahattin Ali gibi yol kenarında yalnız kaldım. Hayatla ölüm arasında uzun bir yol var. Bu yol, ne tamamen karanlık ne de tamamen aydınlık. İnsan, bu yolu yürürken kendini öğrenir. Ve belki de en büyük cesaret yaşadığını kabul etmektir. Ben hâlâ buradayım. Bir şehirden ötekine, bir insandan diğerine geçerek. Ölümü tanıyarak, hayata direnerek. Bu bir şiir değil artık; bu, hayatla ölüm arasında yazılmış uzun bir roman. [/QUOTE]
Alıntı ekle…
Önizleme yap
Adı
İnsan doğrulaması
Cevap yaz
Ana sayfa
Forumlar
KUPON PAYLAŞIM ALANI
Rolling Hood
🍀 AFRİKANIN DEĞİŞİK LİGLERİ 🍀
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Kabul
Daha fazla bilgi edin…
Üst