Menü
Ana sayfa
Bahis Forum
Forumlar
Yeni mesajlar
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Kullanıcılar
Şu anki ziyaretçiler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Yeni mesajlar
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Bonushood - Bahis Forum - İLETİŞİM
TEAMS :
Bonushood@hotmail.com
TELEGRAM :
@robinamca3
Ana sayfa
Forumlar
KUPON PAYLAŞIM ALANI
Rolling Hood
🍀 AFRİKANIN DEĞİŞİK LİGLERİ 🍀
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Konuya cevap cer
Mesaj
<p>[QUOTE="Giyotin, post: 19397319, member: 7066"]</p><p>Adıyaman: Kırmızı Kiremitli Çocukluk Defterim</p><p></p><p>Adıyaman…</p><p>Benim içimde en eski çağlardan kalmış bir masal gibi durursun.</p><p>Adem ile Havva’nın toprağa bıraktığı ilk izlerden</p><p>bana kadar ulaşan bir hikâyenin</p><p>ilk hecesi gibisin.</p><p>Belki de bu yüzden, içimde ne zaman bir yara kabarsa</p><p>senin rüzgârlarınla serinler,</p><p>senin dağlarınla susar,</p><p>senin sokaklarınla yeniden yürümeyi öğrenirim.</p><p></p><p>Çocukluğumun güneşi senin damlarının üzerinde doğardı;</p><p>kırmızı kiremitlerde ısınan sabah ışığı,</p><p>sanki beni büyüten görünmez bir el gibi</p><p>saçlarımdan okşardı.</p><p>Her ev, sevgiyle örülmüş bir masalın kapısıydı;</p><p>kapının önünde oturmuş ninelerin bakışlarında</p><p>yarım kalmış dualar,</p><p>yorgun ama umutlu bir ömrün sıcaklığı vardı.</p><p></p><p>Sokaklarından rüzgâr geçerdi Adıyaman’ın,</p><p>ama her esişinde insanı biraz yetim bırakan bir yanı vardı.</p><p>Sanki her rüzgâr, büyümenin kaçınılmazlığını</p><p>çocukların elinden alıp savururdu.</p><p>Ben de o rüzgârla beraber büyüdüm;</p><p>sesini bilmediğim şarkıları sokak aralarında unuttum,</p><p>adını bilmediğim umutları</p><p>bir tepenin yamacında yeniden buldum.</p><p></p><p>Mahalle aralarında koşan çocuk sesleri</p><p>şehrin ritmiydi o zamanlar.</p><p>Tozlu yolların üzerinde,</p><p>çakıl taşlarına takılan ayaklarımızın gülüşlerle karışan sesi</p><p>dünyanın en büyük şenliği gibiydi.</p><p>Ne zamandı bilmiyorum,</p><p>ama bir gün, bir bakmışım büyümek</p><p>en sevdiğim oyuncağımı kaybetmek kadar sessiz gelmiş içime.</p><p>Ve anladım ki çocukluk,</p><p>birkaç cümleyle anlatılacak kadar kısa</p><p>ama bir ömür sürecek kadar derin bir hatıraymış.</p><p></p><p>Adıyaman’ın akşamları bir başkaydı.</p><p>Dumanı yükselen tandırların kokusu</p><p>sokağı sokağa, evi eve bağlayan görünmez bir ip gibi uzanırdı.</p><p>Ninemin elleri, tandırın sıcaklığında</p><p>hem ekmeğin hamurunu yoğurur</p><p>hem de bana hayatın ilk hikâyelerini anlatırdı.</p><p>Ben her hikâyenin sonunda</p><p>sanki dünyanın bütün sırlarını çözmüş gibi</p><p>başımı kaldırır,</p><p>damların üzerine çöken gökyüzüne bakardım.</p><p></p><p>O gökyüzü benim çocukluğuma bir çatı oldu;</p><p>korkularımı sakladı,</p><p>hayallerimi büyüttü,</p><p>her yıldızını geleceğe dair bir işaret gibi önüme serdi.</p><p>Ben de o yıldızların Altınşehir’de, Kahta’da, Besni’de</p><p>birer adım gibi dizildiğine inanırdım.</p><p>Adıyaman’da çocuk olmak demek,</p><p>bir dağın gölgesinde büyüyüp</p><p>bir ırmağın sesiyle uyanmak demekti.</p><p></p><p>Sonra…</p><p>Sonra bir gün büyüdüm.</p><p>Ama büyümek demek,</p><p>çocukluğu geride bırakmak değilmiş;</p><p>onu kalbinin en kuytu yerine koyup</p><p>yanında taşımakmış.</p><p>Şimdi ne zaman bir hüzün çökerse içime,</p><p>kırmızı kiremitli evlerin önünde oturan o çocuğu görürüm:</p><p>dizleri tozlu, elleri sıcak, gözleri umut dolu.</p><p>O çocuk hâlâ bana bakar</p><p>ve der ki:</p><p>“Unutma, sen bu şehrin toprağından yapılmış bir cümlesin.”</p><p></p><p>Adıyaman…</p><p>Sen benim ilk sığınağım,</p><p>ilk yarım,</p><p>ilk tamamlanışımsın.</p><p>Şimdiki zamanın bütün ağırlığına rağmen</p><p>ne zaman yolumu kaybetsem</p><p>seni anmak,</p><p>yuvadan düşmüş bir kuşu yeniden yerine bırakmak gibi</p><p>içimi onarır.</p><p></p><p>Çünkü ben biliyorum:</p><p>İnsanın doğduğu yer değil sadece,</p><p>çocukluğunu gömdüğü yerdir memleket.</p><p>Ve ben çocukluğumu</p><p>senin rüzgârlarında büyütüp</p><p>senin sokaklarında sakladım.</p><p></p><p>Adıyaman,</p><p>benim en eski şiirim,</p><p>en yeni hatıram,</p><p>sesini her kaybedişimde</p><p>tekrar sığındığım gizli ülkem…</p><p>[/QUOTE]</p>
[QUOTE="Giyotin, post: 19397319, member: 7066"] Adıyaman: Kırmızı Kiremitli Çocukluk Defterim Adıyaman… Benim içimde en eski çağlardan kalmış bir masal gibi durursun. Adem ile Havva’nın toprağa bıraktığı ilk izlerden bana kadar ulaşan bir hikâyenin ilk hecesi gibisin. Belki de bu yüzden, içimde ne zaman bir yara kabarsa senin rüzgârlarınla serinler, senin dağlarınla susar, senin sokaklarınla yeniden yürümeyi öğrenirim. Çocukluğumun güneşi senin damlarının üzerinde doğardı; kırmızı kiremitlerde ısınan sabah ışığı, sanki beni büyüten görünmez bir el gibi saçlarımdan okşardı. Her ev, sevgiyle örülmüş bir masalın kapısıydı; kapının önünde oturmuş ninelerin bakışlarında yarım kalmış dualar, yorgun ama umutlu bir ömrün sıcaklığı vardı. Sokaklarından rüzgâr geçerdi Adıyaman’ın, ama her esişinde insanı biraz yetim bırakan bir yanı vardı. Sanki her rüzgâr, büyümenin kaçınılmazlığını çocukların elinden alıp savururdu. Ben de o rüzgârla beraber büyüdüm; sesini bilmediğim şarkıları sokak aralarında unuttum, adını bilmediğim umutları bir tepenin yamacında yeniden buldum. Mahalle aralarında koşan çocuk sesleri şehrin ritmiydi o zamanlar. Tozlu yolların üzerinde, çakıl taşlarına takılan ayaklarımızın gülüşlerle karışan sesi dünyanın en büyük şenliği gibiydi. Ne zamandı bilmiyorum, ama bir gün, bir bakmışım büyümek en sevdiğim oyuncağımı kaybetmek kadar sessiz gelmiş içime. Ve anladım ki çocukluk, birkaç cümleyle anlatılacak kadar kısa ama bir ömür sürecek kadar derin bir hatıraymış. Adıyaman’ın akşamları bir başkaydı. Dumanı yükselen tandırların kokusu sokağı sokağa, evi eve bağlayan görünmez bir ip gibi uzanırdı. Ninemin elleri, tandırın sıcaklığında hem ekmeğin hamurunu yoğurur hem de bana hayatın ilk hikâyelerini anlatırdı. Ben her hikâyenin sonunda sanki dünyanın bütün sırlarını çözmüş gibi başımı kaldırır, damların üzerine çöken gökyüzüne bakardım. O gökyüzü benim çocukluğuma bir çatı oldu; korkularımı sakladı, hayallerimi büyüttü, her yıldızını geleceğe dair bir işaret gibi önüme serdi. Ben de o yıldızların Altınşehir’de, Kahta’da, Besni’de birer adım gibi dizildiğine inanırdım. Adıyaman’da çocuk olmak demek, bir dağın gölgesinde büyüyüp bir ırmağın sesiyle uyanmak demekti. Sonra… Sonra bir gün büyüdüm. Ama büyümek demek, çocukluğu geride bırakmak değilmiş; onu kalbinin en kuytu yerine koyup yanında taşımakmış. Şimdi ne zaman bir hüzün çökerse içime, kırmızı kiremitli evlerin önünde oturan o çocuğu görürüm: dizleri tozlu, elleri sıcak, gözleri umut dolu. O çocuk hâlâ bana bakar ve der ki: “Unutma, sen bu şehrin toprağından yapılmış bir cümlesin.” Adıyaman… Sen benim ilk sığınağım, ilk yarım, ilk tamamlanışımsın. Şimdiki zamanın bütün ağırlığına rağmen ne zaman yolumu kaybetsem seni anmak, yuvadan düşmüş bir kuşu yeniden yerine bırakmak gibi içimi onarır. Çünkü ben biliyorum: İnsanın doğduğu yer değil sadece, çocukluğunu gömdüğü yerdir memleket. Ve ben çocukluğumu senin rüzgârlarında büyütüp senin sokaklarında sakladım. Adıyaman, benim en eski şiirim, en yeni hatıram, sesini her kaybedişimde tekrar sığındığım gizli ülkem… [/QUOTE]
Alıntı ekle…
Önizleme yap
Adı
İnsan doğrulaması
Cevap yaz
Ana sayfa
Forumlar
KUPON PAYLAŞIM ALANI
Rolling Hood
🍀 AFRİKANIN DEĞİŞİK LİGLERİ 🍀
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Kabul
Daha fazla bilgi edin…
Üst